Gümrük ve Ticaret eski Başmüfettişi İlter Kuşoğlu’nun 11 Yıllık Dosyasında Yeni Perde: “Fiiller Belli, Sıra Faillerde”

Gümrük ve Ticaret eski Başmüfettişi İlter Kuşoğlu’nun 2015 yılında Başbakanlığa atanmasına ilişkin belgelerde ortaya çıkan 10 ve 20 kişilik liste farklılığı, 11 yıl sonra yeni hukuki başvurulara konu oldu. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan ve Ankara 10. İdare Mahkemesinden yargılamanın yenilenmesini isteyen Kuşoğlu, atama sürecinde kendisine yönelik sistematik bir kumpas kurulmuş olabileceğini ileri sürdü. Kuşoğlu, personel seçiminde kimlerin rol aldığının, belgelerin nasıl oluşturulduğunun ve dönemin devlet kayıtlarında hangi bilgilerin bulunduğunun araştırılmasını talep etti.

Kasım 2, 2026 - 20:11
 0  0
Gümrük ve Ticaret eski Başmüfettişi İlter Kuşoğlu’nun 11 Yıllık Dosyasında Yeni Perde: “Fiiller Belli, Sıra Faillerde”

KERİM AKBAŞ - ARAŞTIRMA HABER - ANKARA

Gümrük ve Ticaret eski Başmüfettişi İlter Kuşoğlu’nun 27 Ağustos 2015 tarihinde Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimine atanmasına ilişkin belgelerde tespit ettiğini bildirdiği farklılıklar, 11 yıl sonra yeni bir hukuki sürecin merkezine yerleşti.

Başbakanlığın 10 personel talep ettiği süreçte, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından aynı tarihli iki farklı yazı düzenlendiği, belgelerden birinin ekinde 10, diğerinin ekinde ise 20 kişilik listenin bulunduğu ileri sürüldü.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunan ve Ankara 10. İdare Mahkemesine yargılamanın yenilenmesi başvurusunu yapan Kuşoğlu, farklı listelerin hazırlanma gerekçesinin, personeli belirleyen yetkililerin ve atama kararının arkasındaki gerçek nedenlerin araştırılmasını istedi.

Kuşoğlu, yıllardır yürüttüğü denetim, kaçakçılıkla mücadele ve yasa dışı yapılanmalara ilişkin çalışmalar nedeniyle görev alanından uzaklaştırılmak istendiğini, 2015 yılındaki atamanın kendisini mesleki açıdan etkisizleştirmeyi amaçlayan sistematik bir sürecin parçası olabileceğini savundu.

Söz konusu kumpas iddiası hakkında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor. Kuşoğlu'nun başvuruları, iddiaların resmî kayıtlar ve belgeler üzerinden araştırılmasını amaçlıyor.

2012'de “Yılın Mücadele Adamı” Olarak Gündeme Geldi

İlter Kuşoğlu'nun kamuoyunda gündeme gelmesi 2015 yılındaki tartışmalı atamadan önceye dayanıyor.

Aralık 2012'de yayımlanan haberlerde, Türk Time dergisinin dönemin Gümrük ve Ticaret Başmüfettişi Kuşoğlu'nu “Yılın Mücadele Adamı” seçtiği duyuruldu. Ödülün, kaçakçılık, uyuşturucu ticareti ve kamu kaynaklarının korunmasına yönelik çalışmalarla ilişkilendirildiği aktarıldı.

26 Aralık 2013 tarihli haberlerde ise Kuşoğlu'nun görevinde bulunmasına rağmen istifa etmiş sayılması yönündeki işlemin Ankara 15. İdare Mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunarak iptal edildiği bildirildi.

Söz konusu gelişme basına “Yolsuzluk Savaşçısının İstifa Etmiş Sayılması Yargıdan Döndü” başlığıyla yansıdı.

2014 yılında Danıştay 5. Dairesinin Kuşoğlu hakkında verdiği bir karar da hukuk devleti ilkesi çerçevesinde gündeme geldi. Karara ilişkin haberlerde, hukuka aykırılığı tespit edilen bir idari işlemin uygulanmasının sürdürülmesinin doğurabileceği sonuçlara dikkat çekildi.

Bu gelişmeler, Kuşoğlu'nun görevleri ve karşı karşıya kaldığı idari işlemler hakkındaki tartışmaların 2015 yılındaki Başbakanlık atamasından önce başladığını gösteren olaylar arasında yer aldı.

7 Kasım 2014'te TBMM'de Gündeme Gelen İddialar

İlter Kuşoğlu'nun mesleki faaliyetleri, 7 Kasım 2014 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Plan ve Bütçe Komisyonunda gerçekleştirilen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı bütçe görüşmelerinde de gündeme getirildi.

Komisyon konuşmasında, Kuşoğlu'nun çalışmaları kapsamında devlet envanterindeki silah ve mühimmatla ilgili usulsüzlükler, Bulgaristan'da ele geçirilen eroinle bağlantılı süreçler, dâhilde işleme rejimindeki suistimaller, uluslararası mücevherat kaçakçılığı ve kara para iddialarına değinildi.

Ayrıca okul çevrelerinde ve eğlence merkezlerinde uyuşturucu satışına ilişkin ihbarlar, sınır kapılarındaki güvenlik açıkları ve bazı üst düzey kamu görevlileri hakkındaki usulsüzlük iddiaları da konuşmada yer aldı.

Cilvegözü Sınır Kapısı'ndaki saldırı öncesinde güvenlik zafiyetlerine ilişkin rapor hazırlandığı ve çeşitli kaçakçılık olaylarıyla ilgili soruşturma taleplerinde bulunulduğu ifade edildi.

Konuşmada Kuşoğlu hakkında uygulanan idari ve disiplin işlemleri de eleştirilerek şu değerlendirmeye yer verildi:

“Bir ülke, kendi evlatlarını -dürüst, namuslu, kamu için çalışan, vatandaşın, yetimin hakkını, hukukunu koruyan- yemeye başladı.”

Komisyon konuşmasında, yolsuzluklarla mücadele eden kamu görevlilerine yönelik uygulamaların diğer denetim personelini de olumsuz etkileyebileceği görüşü dile getirildi.

Kuşoğlu'nun bugünkü başvurusunda bu kronoloji önem taşıyor. Çünkü söz konusu değerlendirmeler, 27 Ağustos 2015 tarihindeki Başbakanlık atamasından yaklaşık 10 ay önce TBMM'de gündeme gelmişti.

Başbakanlık 10 Personel İstedi, Bakanlık 10 İsim Bildirdi

Başbakanlık Personel ve Prensipler Genel Müdürlüğü, 21 Ağustos 2015 tarihli ve 9133 sayılı yazısıyla Gümrük ve Ticaret Bakanlığından Sektörel İzleme ve Değerlendirme Raportörü kadrolarına atanmak üzere 10 personelin bildirilmesini talep etti.

Bakanlık tarafından 27 Ağustos 2015 tarihinde düzenlenen 53127743/25-1006 sayılı yazıda, naklen atanmalarına muvafakat edilen personelin hizmet cetvelleriyle birlikte ekli listede gönderildiği belirtildi.

Yazının ekinde 10 personelin ismi bulunuyordu.

İlter Kuşoğlu da bu isimler arasında yer aldı.

Başbakanlığın talebi ile Bakanlığın bildirdiği personel sayısı bu belgede örtüşürken, daha sonra mahkeme dosyasına sunulan başka bir belge yeni bir tartışma başlattı.

Aynı Tarihli İkinci Belgede 20 Kişilik Liste Ortaya Çıktı

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Hukuk Müşavirliğinin Ankara 1. İdare Mahkemesine 20 Mayıs 2016 tarihinde gönderdiği evrak arasında, yine 27 Ağustos 2015 tarihini taşıyan ikinci bir yazı bulunduğu belirtildi.

Kuşoğlu'nun başvurusunda aktardığı karşılaştırmaya göre, her iki yazının ilgi bölümü, imza makamı ve içeriği aynıydı.

Ancak ikinci belgede ilk yazıdaki “1006” tam evrak numarası görünmüyordu.

Daha önemli farklılık ise belgelerin eklerinde ortaya çıkıyordu.

İlk belgede 10 kişilik liste bulunurken, ikinci belgenin ekinde 20 kişinin ismi yer alıyordu.

Kuşoğlu'nun yargılamanın yenilenmesi başvurusuna göre, ilk yazının varlığı 2015 yılında biliniyordu. Yeni gelişme, aynı tarihli iki belge grubunun 19 Ekim 2026 tarihinde fiilen elde edilerek doğrudan karşılaştırılabilir hâle gelmesiydi.

Bu nedenle başvuruda, belgelerin hangi koşullarda düzenlendiğinin ve Başbakanlığa hangi listenin gönderildiğinin araştırılması istendi.

“Kayıtlarda Yok” Denilen Belge Mahkeme Savunmasında Yer Aldı

Kuşoğlu, 9 Eylül 2015 tarihinde Ankara 10. İdare Mahkemesinde açtığı davada, atamasına dayanak oluşturan muvafakat yazısının dosyaya getirtilmesini talep etti.

Ardından 25 Eylül 2015 tarihinde Bilgi Edinme Hakkı kapsamında ilgili belgelere erişmek için ayrıca başvuruda bulundu.

6 Ekim 2015 tarihli cevaplarda, talep edilen bilgi ve belgelerin kayıtlarda bulunmadığı bildirildi.

Buna karşılık, Bakanlığın daha sonra mahkemeye sunduğu savunmada 27 Ağustos 2015 tarihli ve 53127743/25-1006 sayılı muvafakat işlemine açıkça atıf yapıldığı ifade edildi.

Kuşoğlu, bu durumun açıklığa kavuşturulmasını isteyerek kayıtlarda bulunmadığı bildirilen bir yazının mahkeme savunmasında nasıl dayanak gösterildiğinin araştırılmasını talep etti.

“Kumpas” İddiasının Merkezinde Personel Seçimi Bulunuyor

Kuşoğlu'nun suç duyurusunda ileri sürdüğü en önemli iddialardan biri, Başbakanlığa yapılacak personel atamasının objektif hizmet ihtiyaçları dışında başka amaçlarla şekillendirilmiş olabileceği yönünde.

Gümrük ve Ticaret eski Başmüfettişi İlter Kuşoğlu, geçmişte yürüttüğü denetim ve yasa dışı yapılanmalarla mücadele faaliyetlerinin bazı çevrelerde rahatsızlık oluşturduğunu, bu nedenle asli mesleki alanından uzaklaştırılmasının hedeflenmiş olabileceğini savundu.

Kuşoğlu'nun iddiasına göre, 2015 yılında Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimine gönderilmesi yalnızca bir naklen atama işleminden ibaret olmayabilir.

Atamanın, kendisini mesleki açıdan etkisizleştirmeye, itibarsızlaştırmaya ve FETÖ/PDY bağlantılı personelle aynı idari çerçevede değerlendirilmesine yol açabilecek bir sürecin parçası olabileceğini ileri sürdü.

Başvuruda, bu ihtimallerin kesinleşmiş olgular olarak değil, soruşturulması gereken iddialar olarak değerlendirilmesi istendi.

15 Temmuz Sonrasında Sektörel İzleme Birimi FETÖ Soruşturmalarıyla Gündeme Geldi

15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından Başbakanlık Sektörel İzleme ve Değerlendirme Biriminde görev yapan bazı personel hakkında FETÖ/PDY soruşturmaları yürütüldü.

Anadolu Ajansının 28 Temmuz 2016 tarihli haberinde, birimde çalışan bazı kişiler hakkında operasyon gerçekleştirildiği aktarıldı.

Haberde, söz konusu kişilerden bazılarının daha önce Maliye Bakanlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu ve Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı gibi kurumlarda görev yaptıkları, önceki yıllarda yürütülen FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında Sektörel İzleme ve Değerlendirme Birimine gönderildikleri belirtildi.

8 Ağustos 2016 tarihinde aynı soruşturmadaki 18 şüpheliden 16'sının FETÖ/PDY terör örgütüne üye olmak suçlamasıyla tutuklandığı bildirildi.

Ancak aynı birimde görev yapmış olmak, herhangi bir kişi hakkında örgüt bağlantısı bulunduğu anlamına gelmiyor.

Kuşoğlu da başvurularında, kendisinin hangi gerekçeyle bu birime seçildiğinin ve o dönemde diğer personel hakkında hangi bilgilerin bulunduğunun araştırılmasını istedi.

“27 Ağustos 2015'te Devlet Kimler Hakkında Ne Biliyordu”

Kuşoğlu'nun suç duyurusunda, 20 kişilik listede bulunmasına rağmen 10 kişilik listede yer almayan bazı kişiler hakkında sonraki yıllarda FETÖ/PDY kapsamında adli veya idari işlemler yapıldığı ileri sürüldü.

Başvuruda, bir kişi hakkında sonradan soruşturma açılmasının veya kamu görevinden çıkarma işlemi uygulanmasının, o kişinin 27 Ağustos 2015 tarihindeki durumunu tek başına kanıtlamayacağına dikkat çekildi.

Bu nedenle araştırmanın sonraki yıllardaki gelişmelerle sınırlı tutulmaması, 2015 yılında devlet kurumlarının elinde bulunan bilgi, belge, ihbar ve güvenlik değerlendirmelerinin incelenmesi talep edildi.

Kuşoğlu, kendisinin geçmişte hazırladığı denetim raporlarının, soruşturma taleplerinin ve yasa dışı yapılanmalara ilişkin bildirimlerinin de aynı kapsamda değerlendirilmesini istedi.

Başvurunun merkezindeki sorulardan biri, personel seçiminin hangi somut ölçütlere göre gerçekleştirildiği oldu.

2017'de Mahkeme Atamayı Kamu Yararına Uygun Buldu

Ankara 10. İdare Mahkemesi, 31 Mart 2017 tarihli kararında İlter Kuşoğlu'nun Başbakanlığa atanmasını hukuka uygun buldu.

Mahkeme, alanında uzman bir personelin Başbakanlığa danışmanlık yapmak üzere oluşturulan bir birime atanmasının kamu yararı ve hizmet gerekleriyle örtüştüğü değerlendirmesinde bulundu.

Ancak Kuşoğlu, iki farklı personel listesinin ortaya çıkmasının ardından bu değerlendirmenin dayandığı maddi koşulların yeniden araştırılması gerektiğini savundu.

Başvuruda, personel seçiminin gerçek amacının mesleki bilgi ve deneyimden yararlanmak olup olmadığının belirlenmesi talep edildi.

Danıştay Kararında “En Yararlı Olabileceği Görev” Vurgusu

Kuşoğlu'nun dosyasında, Danıştay İkinci Dairesinin 17 Ekim 2024 tarihli, E:2024/1012 ve K:2024/4915 sayılı kararındaki değerlendirmeye de yer verildi.

Kararda, kamu görevlilerinin atanmalarında kamu hizmetinin rasyonel ve verimli biçimde yürütülmesinin esas alınması ve personelin “en yararlı olabileceği yer ve görevde” çalıştırılması gerektiği vurgulandı.

Kuşoğlu, uzun yıllar gümrük, dış ticaret, kaçakçılık, istihbarat, denetim ve soruşturma alanlarında görev yaptığını belirterek Başbakanlığa atanmasının ardından mesleki birikiminden ne ölçüde yararlanıldığının incelenmesini istedi.

Gümrük ve Ticaret eski Başmüfettişi İlter Kuşoğlu, atama işleminin hizmet gerekleriyle mi yoksa kendisini önceki görev alanından uzaklaştırma amacıyla mı gerçekleştirildiğinin belirlenmesini talep etti.

Sağlık Bakanlığındaki Görevlendirme de Başvuruya Girdi

Başbakanlığın 2018 yılında kapatılmasının ardından İlter Kuşoğlu, Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğünde Sağlık Uzmanı olarak görevlendirildi.

Kuşoğlu, önceki görevlerinde kazandığı mesleki bilgi ve deneyiminin Sağlık Bakanlığındaki görev alanıyla örtüşmediğini savundu.

Danıştay'a yaptığı bildirimlerde, Başbakanlığa atanmasında tecrübe, donanım, kariyer ve liyakatinden yararlanılmasının gerekçe gösterildiğini, buna rağmen daha sonra farklı bir uzmanlık alanında görevlendirilmesinin açıklanması gerektiğini belirtti.

Son idari başvurusunda ise Sağlık Bakanlığında mesleki birikimine uygun etkin bir görev verilmediğini ileri sürdü.

Kuşoğlu, 2026 yılında bilgi ve deneyiminden yararlanılmasını isteyen yazılı başvurusunun ardından, görev yerinde bulunmadığı gerekçesiyle hakkında tutanaklar düzenlendiğini ve disiplin süreci başlatıldığını bildirdi.

Ayrıca 30 Ekim 2026 tarihinde Bakanlığın personel biriminden telefonla aranarak kimlik kartının bulunmadığının kendisine bildirildiğini aktardı.

Kuşoğlu, söz konusu gelişmelerin 2015 yılından itibaren devam ettiğini öne sürdüğü mesleki etkisizleştirme süreciyle birlikte incelenmesini istedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın FETÖ ile Mücadele Açıklaması

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 15 Temmuz 2026 tarihinde yaptığı konuşmadaki FETÖ ile mücadele mesajları da dosyada gündeme getirilen hukuki değerlendirmeler arasında yer aldı.

Erdoğan, konuşmasında “FETÖ olduğu sürece FETÖ'yle mücadele de olacaktır.” ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mücadelenin hukuk zemininde dikkatli, temkinli ve özenli biçimde sürdürüleceğini, emniyet, yargı ve istihbarat birimlerinin “cerrah titizliğiyle” hareket ettiğini belirtti.

Ayrıca suçlu ile suçsuz arasındaki ayrımın gözetilmesinin önemine dikkat çekti.

Kuşoğlu'nun başvurularında da gerçek örgüt bağlantılarının ortaya çıkarılması, geçmişte yasa dışı yapılanmalarla mücadele eden kamu görevlilerinin durumlarının somut delillerle değerlendirilmesi ve dönemin resmî kayıtlarının incelenmesi istendi.

“Söylediklerime Değil, Devletin Kendi Kayıtlarına Bakın”

İlter Kuşoğlu'nun Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu başvuruda, soruşturmanın belgeler üzerinden yürütülmesine yönelik talepler yer aldı.

Başbakanlık arşivlerinin, Ticaret Bakanlığının Elektronik Belge Yönetim Sistemi kayıtlarının, 10 ve 20 kişilik listelerin asıllarının, belge kimlik numaralarının ve elektronik versiyon geçmişlerinin incelenmesi istendi.

Ayrıca UYAP kayıtlarının, zimmet ve teslim bilgilerinin, “Aslının Aynıdır” onaylarının hangi belgelere dayanılarak verildiğinin ve personel seçim sürecindeki yetkililerin belirlenmesi talep edildi.

Kuşoğlu'nun başvurusundaki yaklaşım şu sözlerle özetlendi:

“Söylediklerime değil, devletin kendi kayıtlarına bakın.”

Gümrük ve Ticaret eski Başmüfettişi İlter Kuşoğlu, yalnızca kendisine ilişkin işlemlerin değil, diğer personelin seçilme gerekçelerinin ve o dönemde kurumlarda mevcut bilgilerin de araştırılmasını istedi.

Başvuruda, geçmişte hazırladığı raporlara ve ilettiği ihbarlara ilişkin şu ifadeler yer aldı:

“Tanzim ettiğim raporlara, tespitini sağladığım suçlara, tarafıma intikal eden ihbarlarla ilgili hangi işlemlerin yapıldığına bakın.”

Kuşoğlu'nun talepleri arasında kendi mesleki geçmişi ve çalışmaları hakkında da kapsamlı inceleme yapılması bulunuyor.

11 Yıl Sonra Yanıt Bekleyen Sorular

2015 yılında başlayan atama sürecine ilişkin tartışmalarda, 2026 yılında elde edildiği belirtilen belge gruplarıyla birlikte yeni sorular gündeme geldi.

Başbakanlığın 10 personel istemesine rağmen aynı tarihli 20 kişilik ikinci listenin neden oluşturulduğu, bu listelerin kimler tarafından hazırlandığı ve hangi belgenin Başbakanlığa ulaştırıldığı açıklığa kavuşturulması istenen konular arasında yer aldı.

Kuşoğlu, personel seçiminde hangi ölçütlerin uygulandığının, 2015 yılında ilgili kişiler hakkında hangi bilgilerin bulunduğunun ve atama sürecinde kendi denetim faaliyetlerinin dikkate alınıp alınmadığının belirlenmesini talep etti.

Özellikle daha önce bilgi edinme başvurusuna verilen “kayıtlarda yok” cevabı ile mahkeme savunmasında aynı belgeye atıf yapılması arasındaki farklılığın araştırılması istendi.

Kuşoğlu, geçmişte yasa dışı yapılanmalar ve yolsuzluk iddialarıyla mücadele kapsamında yürüttüğü faaliyetlerin kendisine karşı idari işlemlere yol açıp açmadığının da ortaya çıkarılmasını istedi.

Başvurusunda şu talepleri dile getirdi:

“Benim geçmişimi de araştırın.”

“Diğer isimleri de araştırın.”

“2015'te devlet ne biliyordu ortaya çıkarın.”

“Belgelerin asıllarını bulun.”

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına yapılan suç duyurusu ile Ankara 10. İdare Mahkemesine sunulan yargılamanın yenilenmesi başvurusunun merkezinde, 27 Ağustos 2015 tarihli belgelerin gerçek içeriğinin ve personel seçiminin dayanaklarının belirlenmesi bulunuyor.

Kuşoğlu'nun araştırılmasını istediği temel mesele ise Başbakanlığa gönderilen gerçek listenin hangisi olduğu, bu listeyi kimlerin oluşturduğu ve kendisinin hangi gerekçeyle seçildiği sorularında yoğunlaşıyor.

Tepkiniz Nedir?

Beğen Beğen 0
Beğenmiyorum Beğenmiyorum 0
Aşk Aşk 0
Komik Komik 0
Öfkeli Öfkeli 0
Üzgün Üzgün 0
Vay Vay 0